Türkiye'de bankacılığın gelişimi bir buçuk yüzyılı aşkın bir evreyi kapsar. Bu sürecin ulusal boyutunun temelleri İkinci Meşrutiyet yıllarında atılmaya başlanmışsa da bilfiil gerçekleşmesi ulus devletin kuruluşu ile yaşıttır. Türkiye İş Bankası'nın gelişimi bu bağlamda Cumhuriyet'in bankacılık ve finans tarihini yansıtmaktadır ve İş Bankası seksen yılı aşkın bir süredir Türkiye'de bankacılık sektörünün omurgasını oluşturmaktadır.

Türkiye İş Bankası her ne kadar bir "iş" bankası olarak kurulmuşsa da çok daha geniş işlevler omuzladı; özellikle ülkenin sanayileşmesinde önemli görevler üstlenerek aynı zamanda bir "yatırım" bankası kimliğine büründü. Cumhuriyet'in ilk yıllarında ülkenin sanayileşmesinde kilit rol oynadı. Bu açıdan Türkiye İş Bankası çok yönlü ulusal kimlikli bir finans kuruluşu oldu. Ülkede geniş şube ağıyla mevduat bankacılığını başlattı. Para kredi politikalarında her zaman ülke çıkarlarının yanında yer alarak ulusal bankacılık geleneğinin oluşumuna hizmet etti.

Türkiye'de tasarruf bilinci İş Bankası'yla başladı. Kumbara Türkiye'de bir İş Bankası icadıydı. Halkın tasarruflarını yastık altından banka kasasına çekmek o günün koşullarında gerçekten güçtü. Banka'nın ilk çalışma yılına giren dört aylık dönem içinde ancak 96 kişi tasarruf hesabı açtırmıştı. Bu nedenle tasarrufların faiz geliri dışında da teşvik edilmesi gerekiyordu. Böylece Türkiye İş Bankası tasarrufu özendiren teşvik ikramiyelerinin de öncüsü oldu. Kumbaralı hesap sahiplerine toplam  2000 lira, o günkü adıyla "mükâfat" dağıttı.

Cumhuriyet'in ilk on yıllarında geniş şube ağı ile İş Bankası Türkiye'nin parasallaşması ve ticarileşmesinde ana işlevi gördü. Banka denince Türkiye'de ilk akla gelen uzun yıllar İş Bankası'ydı. Tasarrufu teşvik ikramiyeleri arasında para, arsa, ev, apartman ve apartman dairesi, dükkân, tahsil, cihaz ve hayat sigortaları, tahvil gibi değerlere yer verildi. Kent insanının yaşam mekanını da belirlemekte bu ikramiyeler önemli bir rol oynadı. 

Cumhuriyet'in bu yıllarında son derece güç koşullarda İş Bankası sınırlı sermayesini iştirak, yatırım ve işletmecilik gibi ülke için en gerekli alanlara yönlendirdi. Öncelik temel ihtiyaçlara dönük ve yurt içi olanaklara dayandırılabilecek sektörlere verildi. Bu arada yabancılar tarafından uzun bir süredir işletilen ve genellikle imtiyaz konusu olan işletmelerin millileştirilmesinde önemli rol oynadı; kimi tarım ürünlerinin ihracatını örgütledi. Şeker, cam, dokuma, maden kömürü, pamuk ve tütün ihracatı ile sigortacılık ve reasürans sektörlerinde ulusal nitelikte şirketlerinin kurulması Bankanın bu alandaki girişimlerinin önde gelenleriydi.



Cumhuriyet Türkiyesi'nin bankacılık alanında gösterdiği çabanın geri planında İş Bankası'nın yetiştirdiği kadrolar yer aldı. Özellikle İkinci Dünya Savaşı ertesi gelişen özel sektör bankacılığının beşeri sermayesi büyük ölçüde İş Bankası'nın yetiştirdiği kadrolardan oluştu.

Savaş sonrası yıllarda İş Bankası önce büyük kentlerin kalabalık semtlerinde "merkeze bağlı" şube ya da ajans açtı. Ajanslar zamanla iş hacmi açısından şube niteliği kazandı ve 1955'te İstanbul'dakiler başta olmak üzere şubelere dönüştürüldü.

Bu dönemde de İş Bankası ülkenin sanayileşmesine önemli katkılarda bulundu. Mevduatın yanı sıra yatırım bankası işlevini sürdürdü. 50'li ve 60'lı yıllarda pek çok sınai kuruluşun kurucusu, ortağı ya da işletmecisi oldu. Kimi kez yalnız sermaye iştirakçisi olarak bu tür kuruluşların doğuşuna ortam hazırladı. Ayrıca ülkede kurulmakta olan sınai tesislerden finansman desteğini esirgemedi. Şeker, cam, dokuma, demir-çelik, madencilik, lâstik, otomobil, elektrik ampulü, yağ sanayii gibi çeşitli alanlarda başı çekti. 1960 sonrası planlı iktisadi dönemde kalkınma plan ve programlarıyla öncelik tanınan sektörlere yöneldi. Kimya ve gübre, demir dışı metaller, makine ve madenî eşya, karayolları taşıt imalât, bira ve malt üretimi ve turizm sektörleri ya İş Bankası öncülüğünde ya da onun katkılarıyla doğdu. Banka ayrıca Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, Sınaî Yatırım ve Kredi Bankası gibi yatırım bankalarının kuruluşunda görev üstlendi.

İş Bankası, ileri teknolojiyi bankacılıkla tanıştıran kurum oldu. Kuruluşundan bugüne gelen “ilklerin bankası” olma özelliğini, elektronik bankacılığın gelişimi ekseninde sürdürdü. 1982’de çevrim dışı olarak hayata geçirilen ilk Bankamatikler, 1987’den itibaren elektronik bankacılığın tüm imkânlarını ülkenin dört bir köşesine yaygınlaştırmaya başladı. İş Bankası müşterilerinin Bankamatikten yararlanma oranı, 1990’lı yılların ortalarında Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu gibi, ABD ve İngiltere’deki oranlardan yüksekti.

1980 öncesi Mavi Çek’le “Banka Garantili Çek” sistemini başlatarak günlük ödemelerde çek kullanımını yaygınlaştıran Banka, 1990’ların başında da “Mavihat” telefon bankacılığı, internet bankacılığı, elektronik fon transferi (EFT) gibi yeni hizmetler sundu. Kredi kartı alanında da öncü bir tutum izlendi, “Tüketici” uygulamasına paralel, müşterilere kredi kartı verilmeye başlandı. İş Bankası’nın bir ilk olarak sunduğu internet şubesi elektronik bankacılığın ülkede ulaştığı son nokta oldu.   

Merkezi Frankfurt’ta bulunan ve sermayesinin tamamı İş Bankası’na ait olan İşbank GmbH, 1 Temmuz 1992’de faaliyete geçti. Almanya’daki İş Bankası şubeleri bu yeni bankaya devredildi. 1998 yılı sonu itibariyle Almanya’daki şubelerinin sayısını on dörde, Almanya dışındakilerin sayısını üçe çıkardı.

İşbank GmbH dışında İngiltere ve KKTC’deki şubelerle uluslararası bankacılık faaliyetlerini sürdüren İş Bankası,  yüzü aşkın yurt içi şubesi aracılığıyla da uluslararası ticaretin finansmanına yönelik ürün ve hizmetler sunuyordu. Ayrıca, en fazla yabancı “muhabir banka” ile çalışan kuruluş İş Bankası’ydı.

Türkiye İş Bankası uzun yıllar gelişmeye ve büyümeye paralel olarak kurumsallaşmayı hedefledi. Bankacılıkta rekabet esaslarının yeniden şekillendiği 2000’li yıllarda, Türkiye İş Bankası artık talebi yönlendiren, satış ve pazarlama ağırlıklı davranan bir anlayışa yöneldi. Bu anlayış Banka’ya, global bankalarla çok daha kolay ve kuralına göre rekabet etme olanağı sağlayacaktı.

Toplam aktifleri ve geniş mevduat tabanıyla Türkiye’nin en büyük özel bankası olan İş Bankası iştirakleriyle birlikte, müşteri odaklı, yenilikçi ve çağdaş yaklaşımıyla kurulduğu günden bu yanaülkenin en değerli ve güvenilir kurumlarından biri olmayı başarmıştır.

“Türkiye’nin Bankası” tanımıyla özdeşleşen “İş Bankası” markası, köklü bir geleneği, güveni, öncülük ve yenilikçiliği bir arada barındırmaktadır. İş Bankası’nın sahip olduğu geniş mevduat tabanı kuruluşundan bu yana güçlenerek devam eden müşteri güveninin açık bir göstergesidir.

İş Bankası dünya liginde rekabet eden öncü Türk bankası özelliği ile uluslararası itibarını artırmaya devam etmektedir.  

 
   
   14 Kasım 2007’den bu yana İş Bankası’nın tarihi Yenicami Şube Binası’nda ziyaretçileriyle buluşan Türkiye İş Bankası Müzesi, kalabalık bir ekibin yoğun emeğiyle oluşturuldu. Bankanın geçmişinden bugüne birikimi özenle bir araya getirilerek toplumla paylaşıma açıldı ve gelecek kuşaklara aktarılmak amacıyla korumaya alındı.

Devamı>>
 
 
      Türkiye İş Bankası Müzesi, Pazartesi günleri, Ramazan ve Kurban bayramlarının ilk günleri
ile 1 Ocak günü hariç her gün
10:00-18:00 saatleri arası açıktır.

Ulaşım Bilgileri >>

İletişim Bilgileri:
HOBYAR MAH. BANKACILAR CAD.
NO:2 BAHÇEKAPI EMİÖNÜ İSTANBUL
T: +212 511 13 31
F: +212 526 77 29